Soframızdaki çeşitliliğin gizli kahramanları: Çiftçiler

Girişimcilerimizle gerçekleştirdiğimiz yazı serileri devam ediyor.  Tarlamvar kurucuları Ata Cengiz ve Sonat Kaymaz ile çiftçilik üzerine konuştuk.

Günümüzde çiftçilik dünyanın büyük bir kısmında aile geleneği olarak devam ettiriliyor ve Türkiye’deki 3 milyon tarım işletmesinin de %65’ini küçük aile çiftçileri oluşturuyor.

Çiftçinin amacı; gıda ürünlerinin üretiminin devamlılılığı, dengeli beslenme için farklı ürünlerin yetiştirilmesine imkân ve tarımda biyoçeşitliliğin korunmasına katkı sağlamak diyebiliriz.

Peki Çiftçilik mesleğinden Çiftçiler mutlu mu?

Ata ve Sonat’tan bu sorunun cevabını almak zor olmadı. Çiftçilerin çözüm getirilmeyen sorunlarına rağmen bu mesleği devam ettirmeleri, öncelikle onların bu mesleğe olan tutkusunu gösteriyor. Ancak bazı istatistikler, akıllarda soru işaretleri bırakıyor.

Türkiye’de tarımsal alanların sadece %14,8’ inde ekim yapılıyor. Son 20 yıl içerisinde 1.6 milyon insan ekonomik sebeplerden ötürü köylerden kentlere göç etti. Tarımsal girdiler ise dünyanın diğer ülkelerine göre çok daha pahalı. Ürünün tarladan çıkış fiyatı ile kentlerde tüketicinin alım fiyatı arasında 3–5 kat artışa yol açan bir aracılık zinciri söz konusu. Durum böyleyken bugün ülkemizde üretici ürettiği birçok ürünün değer bulamadığını düşünerek tarlalarını boş bırakıp üretmekten vazgeçiyor. Aynı zamanda hızlı kentleşmeyle öncelikle genç nüfusun köyde kalmaması tarımda nüfusun yaşlanması da zorluklarla başa çıkılmasını güç kılan faktörlerden.

Bu duruma çözüm;

Şehirden köye tersine göçün oluşturulabilmesi; çiftçiliğin geliştirilmesi, çiftçi ailelerin kazançlarının yaşam kalitelerini artırmasına ve sürdürülebilir hale getirmesine olanak sağlayacak politikaların belirlenmesi ve uygulanması ile olacaktır.

Tarlamvar kurucuları Sonat Kaymaz ve Ata Cengiz

Meyve’nin soframıza gelene kadar geçtiği aşamalara, Tarlamvar nasıl bir çözüm sağlıyor?

Tarlamvar kurucularınının yaptığı açıklamada; “Hem üreticinin hem de tüketicinin kazandığı bir tarım zincirine inanıyor ve bu konuda gayret gösteriyoruz. Tarlamvar olarak küçük ölçeklerde, sağlıklı metotlarla üretim yapan küçük aile çiftçiliğinin öneminin ve güzelliğinin farkındayız. Toprağa değer katan çiftçilerimizin hak ettiği değeri bulacağını ümit ediyoruz.”

Yıl boyu tarlasından gözünü ayırmayan çiftçimizin meyveleri olgunlaşana kadar ki davranışlarını budama, gübreleme, sulama olarak üç ana başlığa indirgeyebiliriz.

Normal şartlarda; olgunlaşan meyveler kasalara toplanır. Toptancılar tarafından satın alınır ve çeşitli illerdeki hallere dağıtılır. Büyük hallerden meyveleri alan market, manav ve küçük pazar halleri sayesinde meyveler soframıza gelir.

Tarlamvar çiftçileri ise; hasat zamanı geldiğinde özenle topladığı meyveleri Tarlamvar kutularına yerleştirerek hasadın 24 saat içinde ağaç sahiplerine ulaşmasını sağlayarak soframıza ulaştırıyor. Tarlamvar çiftçisi sene boyunca ürünlerini satma derdi taşımaz. 80 kuruşa mal ettikleri mandalinayı normal bir çiftçinin sattığı değerin (1 lira) üzerinde örneğin 1.40 liraya satar ve ürünün değerini bahçede nakit olarak alır. Böylelikle kârı 20 kuruş olacakken 60 kuruşa çıkar ve paramı alabilecek miyim kaygısı taşımaz. Böylece hayat standartı yükselen çiftçi üretim yapmaya devam eder, topraklarını terk edip şehre göç etmez. Çocuklarını tarıma teşvik eder. Daha kaliteli üretim yapmanın yollarını arar. Yüzü güler. Yüzleri güldürür.

Son olarak; çiftçilerin kazanması demek, üretimin verimli bir şekilde devam etmesi, sofralardaki çeşitliğin artması ve gelecek nesillerin gıda güvenliğinin sağlanması demektir.

Bir cevap yazın